ARAMA
Makaleler
30.09.2023

Günümüz kadınları
ve evlilikleri

Günümüz kadınları evliliklerinde en çok ne tür sorunlar yaşıyor? Geçmişe göre evlilik kadın için daha mı kolay daha mı zor?...

Selenga Gürmen

Kaynak: OECD - Development Matters

Makale

30.09.2023
7 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Selenga Gürmen

Dr. Öğretim Üyesi Selenga Gürmen, lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünde bölüm birincisi olarak tamamladı (2010). Evlilik ve Aile Terapisi yüksek lisansını Amerika'da University of Connecticut'ta 2012 yılında...
Devamını Oku...

Etiketler

PAYLAŞ

Günümüz kadınları evliliklerinde en çok ne tür sorunlar yaşıyor? Geçmişe göre evlilik kadın için daha mı kolay daha mı zor? Evlilikler, kadınların iş dünyasında, toplumda, kamusal alanda var olmalarını halen engelliyor mu? Bu engeller nasıl kalkabilir? Kadın için ideal evlilik/ilişki nasıl olabilir? İdeal ilişki imkansız mı?

Toplumun gözünde kadınlar da evlilikler de değişti. Bu değişimi bazı kesimler olumsuz hatta yozlaşma olarak yorumluyor, bazı kesimler için ise bu geç kalınmış hatta henüz tamamlanmamış bir değişim. Memnun olunsun ya da olunmasın bu değişim ortada ve her değişim süreci gibi birtakım zorlanma ve uyum çabalarını yanında getiriyor.

İşte yukarıdaki istatistiklerden anlaşılabileceği gibi sosyal düzende ve hele ki mevcut ekonomik koşullarda kadınların iş hayatında olması ve çalışması kaçınılmaz oldu. Kadınların iş hayatında daha çok yer alması toplumun ve gelecek nesillerin daha iyi bir eğitim ve refah seviyesinde olmasını destekler. Ancak henüz erkek-egemen tutumların hakimiyetinde olan bu dünyada kadın çalışanları hem evde hem iş hayatında birçok engel ve zorluk beklemekte. Kadının çalışmasına ilişkin algının değiştiğini söyleyen istatistiklerde, aynı zamanda ev işlerinin neredeyse tamamının hala kadın eşler tarafından üstlenildiğini görmek resmi bizim için daha net yapıyor (TÜİK, 2023b).

Modern zamanın evlilikleri kadınlar için “ikinci mesai” kavramını beraberinde getirdi. Çalışan kadınlar evlendiklerinde eşleriyle aynı koşullarda olmasına rağmen geleneksel kadın-erkek normları, kadınların ev işleri ve çocuklarla olan sorumluluklarını devam ettiriyor. Yani aynı şekilde 8:00-17:00 çalışan Mahmut ve Cemre çifti eve vardıklarında, yemeği yapıp sofrayı hazırlamak işini Cemre yapıyor. Mahmut televizyon karşısında rahatlarken, Cemre bulaşıkları yerleştirip çamaşır yıkıyor, ütü yapıyor, yatmadan evi derleyip topluyor. İşte bu duruma da uzmanlar “ikinci mesai” diyor (Hochschild, 2003). 

E peki Cemre bu duruma neden itiraz etmiyor ya da Mahmut iyi bir eş olarak karısına yardımcı (!) olmanın neden sadece yediği tabağı mutfağa götürmek olduğunu düşünüyor? Bunun arkasında yüz yıllardır süregelen geleneksel toplumsal cinsiyetçi değerler var. Geçmiş zamanlarda erkeğin ekmek getiren, kadının da yemek yapıp çocuklara bakan görevleri zaman ve koşullar içinde değişse de içimize öyle işlemiş ki Cemre bunları yapamazsa daha az kadın, Mahmut daha çok iş yapsa kılıbık erkek olarak nitelendirileceğini düşünüyor.

Peki Cemre çalışmıyor olsaydı bu durum daha mı farklı olurdu? Aslına bakarsanız pek değil. Değişen sosyokültürel değerlerimiz kadınlar çalışmasa da orada. Toplumun bakış açısından belki çalışmayan kadınların daha erken evlenmesi, evliliği bir iş olarak görmeleri daha ön planda olabilir. Ama kadınların beklentilerinin yine eşlerinden daha çok ev işine ve çocuk bakımına katılım olduğunu görüyoruz. Buna ek olarak çalışmayan kadınların sosyal destek mekanizmaları eskisine göre oldukça kısıtlı (Yıldırım & Işık, 2017). Eski mahalle kültürü dağılıyor, uzun binalar ya da sitelerde insanlar yalnızlaşıyor. Aile üyelerindeki diğer kadınların, arkadaşlarının çalışıyor olmasından dolayı çalışmayan kadınlar daha yalnız ve desteksiz hissediyor ve bununla ilintili olarak ilişkideki mutlulukları ve kendi psikolojik iyilik halleri olumsuz etkilenebiliyor (Yıldırım & Işık, 2017).

Bir de evlilik öncesi çalışan ama evlenince, çocuk sahibi olduktan sonra çalışmayı bırakan kadınlar var. Onların geçişi daha sert ve sarsıcı olabiliyor. İlk başlarda gelen o rahatlık hissi zamanla yerini sıkılmaya, bunalıma, kendini eksik ve geride kalmış hissetmeye bırakabiliyor. Parasını eşinden almanın getirdiği zorluk ilk yıllarda bile kendini hissettirebiliyor. Burada eşin pinti ya da cömert olmasından bahsetmiyoruz. Kadınların daha önceden tattığı kendi parasını kazanabilme, harcayabilme duygusunun kaybı zorluyor onları. Bir de üstüne artık çalışmadığı için bütün ev işlerini yapacak, çocuğa mutlulukla bakacak zamanı olduğu ve şikâyet etmemesi gerektiği söylenegeliyor onlara. Çalışan arkadaşlarıyla kendilerini kıyasladıkça ya da eşleri, aileleri tarafından kıyaslandıklarında kendilerini daha çok açmazda hissedip, yetersizlik duygusu ile sıkışıp kalabiliyorlar.

Değişen zamanların özellikle kadınlar ve evlilikleri için getirdiği zorluklar onların çalışıp çalışmamasından bağımsız orada. Cemre’nin çalışması, çalışmaması, çalışıp sonra bırakmasını tartışmaktan ziyade Mahmut’un değişen zamanın değerlerine ne kadar uyabildiği belki daha iyi bir gösterge olacaktır. Çünkü evliliğin mutluluğunu belirleyen sevgi ve saygıdan başka bir şey daha var: ev yönetiminin dengeli bir şekilde yürütülmesi ve iki eşin de sorumlulukları paylaşması. Günümüzde kadınlar eş seçimlerinde daha eşitlikçi toplumsal cinsiyet normlarına sahip erkekleri tercih ediyor (Türk-Çatılı ve Avcı, 2021). Böylelikle eşleri ile hayatın her köşesini ve bütün sorumlulukları paylaşabilmeyi umut ediyorlar. Gittikçe böyle bir paylaşım örneklerine daha sık rastlansa da içimize işlemiş o kültürel normlar hala bir gölge gibi peşimizde. İşte günümüzde kadınlar için evliliklerin en zorlayıcı kısmı da tam burası.

Kadın danışanlarıma ideal evlilik hayatını ve ideal eşlerini sorduğumda genellikle şöyle cevaplar gelir: Romantik, birlikte gezebilen, ev işlerini paylaşan, beni dinleyip günümün nasıl geçtiğiyle ilgilenen, çocuklarımıza karşı sorumluluklarını bilen… Geçmiş nesillerdeki para kazanan, eve ekmek getiren, kurallı, evimin direği beklentilerinden ne kadar farklı, değil mi? Çünkü kadınlar çalışıp para kazandıkça ekonomik bağımsızlıklarını elinde tutabiliyor, beklentileri de sorumlulukları paylaşacakları ve onlarla ilgilenen bir hayat arkadaşı oluyor. Erkek danışanlardan neler geliyor diye merak ederseniz “düzgün, nerede nasıl davranacağını bilen, çocuklarımıza iyi bakan, uyumlu, beni sınırlamayan, titiz” cevaplarını almam sizi şaşırtmayacaktır sanırım.

Bahsettiğimiz toplumsal cinsiyetçi normların değişmesi tabi ki öncelikli olarak kadınların değişimlerine yansımış, erkeklerde ise hala geleneksel esintileri olan değer ve beklentileri görüyoruz. Bu farklılığın en önemli yansıması ise bizim ilişki doyumu dediğimiz ilişkilerindeki tatmin ve mutluluk seviyelerinde oluyor (Russo ve ark., 2018). Beklentisi karşılanmayan kadınlar ve erkekler evliliklerinde daha mutsuz oluyor, özellikle evliliğin ilk yıllarında çokça kavga ve tartışma yaşanıyor.

Evliliklerin hem erkek hem kadınlar bakımından daha iyi gitmesi için altın kural, beklenti ve toplumsal cinsiyet değerlerindeki uyum. Yani iki tarafın da değerlerinin örtüştüğü ilişkiler beklentileri daha iyi karşılayıp, daha fazla mutluluk veriyor. Ama değişen dünyada kadınlar çalışmak istiyor ve daha çok kadın eşitlikçi değerlere sahip oluyor. Medyatik birkaç kişinin belirttiğinin aksine kadınlar cüzdanlarını yanında taşımak istiyor ve hem çocuk hem kariyer yapmayı seçiyor. Bu durum hızlı değişemeyen (ya da değişmek işine gelmeyen) erkeklerin yaklaşımıyla uyuşmuyor ve bu evlilikler daha zorlu geçiyor. Evliliklerin ideale yakın olması için en önemli unsurun değerlerde ve dünya görüşünde uyumu yakalamak olduğu söylenebilir.

 

Referanslar

Hochschild, A.R. (2003). The Second Shift. New York: Penguin Books.

Russo, M., Ollier-Malaterre, A., Kossek, E. E., & Ohana, M. (2018). Boundary management permeability and relationship satisfaction in dual-earner couples: The asymmetrical gender effect. Frontiers in Psychology9, 1723.

Türk-Çatılı, E. ve Avcı, R. (2021). Beliren Yetişkinlerde Toplumsal Cinsiyet Rollerine Yönelik Tutumun, Benlik Kurgusunun ve Benliğin Ayrımlaşmasının Eş Seçme Stratejilerini Yordamadaki Rolü. Trakya Eğitim Dergisi, 11(3), 1349-1365.

Türkiye İstatistik Kurumu. (2023a). Evlenme ve boşanma istatistikleri, 2022. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Evlenme-ve-Boşanma-İstatistikleri-2022-49437&dil=1#:~:text=Bin%20nüfus%20başına%20düşen%20evlenme,binde%206%2C76%20olarak%20gerçekleşti.&text=Boşanan%20çiftlerin%20sayısı%202021%20yılında,binde%202%2C13%20olarak%20gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu. (2023b). İstatistiklerle kadın, 2022.

https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Istatistiklerle-Kadin-2022-49668#:~:text=az%20olduğu%20görüldü-,Hanehalkı%20işgücü%20araştırması%20sonuçlarına%20göre%202021%20yılında%2015%20ve%20daha,ise%20%62%2C8%20oldu.

Yıldırım, H & Işık, K. (2017). Çalışmayan Evli Kadınların Sosyal Destek Düzeyleri ile Yaşam Doyumları Arasındaki İlişki ve Etkileyen Faktörler


Diğer Yazılar

Soru ve mesajlarınızı e-posta yoluyla bize iletebilirsiniz.

E-Posta Adresi:
info@sessizolmaz.org
Bizi Takip Edin

©2024 Tüm hakları saklıdır.