ARAMA
Makaleler
06.04.2021

Gazeteciliğin 5N 1K kuralı bir 5N 2K
olur mu?

Kadın odaklı habercilik veya kadının daha görünür olduğu bir medya düzeni pek çok ülkede adeta hâlâ bir ütopya. Oysa umut ve ilham veren...

Semin Gümüşel Güner

Fotoğraf: Mehmet Ekinci

Makale

06.04.2021
8 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Semin Gümüşel Güner

Gazeteciliğe 1998 yılında, İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi’nde öğrenciyken, o yıllara damgasını vuran tartışma programı Siyaset Meydanı’nda başladı. Yüksel lisansını Galatasaray Üniversitesi Uluslararası...
Devamını Oku...

Etiketler

PAYLAŞ

Kadın odaklı habercilik veya kadının daha görünür olduğu bir medya düzeni pek çok ülkede adeta hâlâ bir ütopya. Oysa umut ve ilham veren örnekler de var.

Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınların medyadaki varlığı, görünürlüğü ve temsiliyeti gibi konularda bilinci artırmayı amaçlayan, hassasiyetleri gözeten kaynaklar son yıllarda arttı. Teknoloji ve iletişim olanaklarının gelişmesi, bilginin daha kolay dolaşımını, zihinsel sınırların kalkmasını kolaylaştırdı.

Ancak maalesef bazı şeyleri bilmek, onları hayat pratiklerimize katabildiğimiz anlamına gelmiyor. Medyada kadınların görünürlüğünü artırmanın yöntemleri ve toplumsal cinsiyet hassasiyetini gözeterek habercilik yapmanın yolları bilinse de, bu konuda pek çok kaynak olsa da, uygulamaya çok fazla yansımıyor.

Genel görünürlük

Önce genel duruma bir göz atalım. Bill ve Melinda Gates Vakfı’nın finanse ettiği ve haberlerde kadınların ne kadar var olduğunu, kadın perspektifinin ne derece yansıdığını irdeleyen, 2019 yılında yapılmış “The Missing Perspectives of Women in News”1 başlıklı araştırma üzerine düşünmeye değer sonuçlar ortaya koyuyor. Hindistan, Kenya, Nijerya, Güney Afrika, Birleşik Krallık ve ABD’de yürütülen araştırmaya göre, haberlerin yüzde 1’inden azında cinsiyet eşitliği konusu ele alınmış. 2019 yılında, bu 6 ülkede haberin konusu olan veya uzman olarak görüş veren kadınların oranı yüzde 14 ile yüzde 30 arasında değişiyor. En yüksek oran %29 ile İngiltere’de, en düşük oran ise yüzde 14 ile Hindistan’da.

Aynı araştırmanın COVID-19 pandemisinin ilk dönemini spesifik olarak araştırdığı dönemin bulguları da benzer. Örneğin, COVID-19 ile ilgili en çok okunan 175 makale incelendiğinde2, görüşüne başvurulan kadın uzmanların oranı ortalama yüzde 19’da kalıyor. Hikâyeleri anlatılan kişilere bakıldığında da, erkeklerin kadınlardan beş kat daha fazla göründüğü anlaşılıyor.

Dünya genelinde de durum pek farklı değil. Kadınların medyada varlığını, görünürlüğünü, haber kaynağı ya da uzman olarak yer alma oranlarını yıllardır gözlemleyen ve 1995’ten beri düzenli raporlar yayınlayan Küresel Medya İzleme Projesi’ne (Global Media Monitoring Project – GMMP) göre, kadınlar haberlerde çok az temsil ediliyorlar, haber kaynağı ya da haber konusu olma oranları 2015 yılı raporunda sadece yüzde 24 seviyesinde.3 2020 raporu ise henüz açıklanmasa da, sonucun çok farklı olacağını düşünmek için fazla neden yok.

Aynı rapora göre, 2015’te dünyada gazete televizyon ve radyodaki haberlerin yüzde 37’sini kadınlar, yüzde 63’ünü erkekler hazırladı.

Türkiye’deki rakamlar ise biraz daha farklıydı. Rapora göre, 2015’te Türkiye’de gazete, televizyon ve radyoda çıkan haberlerde yer alan kişilerin yüzde 19’unu kadınlar, yüzde 81’ini erkekler oluşturdu. Bu mecralarda çıkan haberlerin yüzde 17’sini kadınlar, yüzde 83’ünü erkekler hazırladı.

Pandemi döneminde kadın odaklı habercilik

Pandemi döneminde Avrupa’daki pek çok yayın kuruluşu aile içi şiddete maruz kalan kadınlara ulaşabilmek, onların seslerini duyurabilmek için özel hatlar oluşturdu ya da programlar düzenledi. Almanya’da, Belçika’da, İtalya’da çeşitli programlar bu konuya odaklandı.

İspanya’da ise İspanyol Radyo ve Televizyon Kurumu RTVE’nin Eşitlik Editörleri (Equality Editors) adını verdikleri, Eşitlik Bakanlığı ile de işbirliği yapan bir ekibi var.4 Yetkililerin tehlikeli durumlardan haberdar edilmesini sağlayan bir telefon hattı ve mağdurların kendilerini ifade edebildikleri ve yardım talep edebildikleri bir Whatsapp hattı da var. Ayrıca RTVE’nin eşitlik odaklı "Todxs Por Igual" başlıklı online portalında cinsiyet eşitliği odaklı haberler ve gelişmeler de takip ediliyor.

Bu çalışmaların haricinde, çeşitli kuruluşlar, pandemi döneminde, sağlıklı bilgiye ciddi ihtiyaç varken, görüş alınan uzmanların çok büyük çoğunluğunun erkek olması nedeniyle dikkatleri kadın uzmanlara çekmek için bilgi ağları oluşturdu.

Küresel sağlık alanında liderlik pozisyonlarında cinsiyet eşitliğini sağlamak amacıyla global bir hareket olarak kurulan Küresel Sağlık Alanındaki Kadınlar (Women in Global Health) platformu bu alandaki öncülerden biriydi. Platform pandemi döneminde, konuyla ilgili kadın uzmanların listesini yayınladı. Operation 50/50: Women’s Perspectives Save Lives (Operasyon 50/50: Kadınların Perspektifi Hayat Kurtarır) başlıklı projede, medyada COVID-19 konusunda görüş veren her üç uzman erkeğe karşın, sadece tek bir uzman kadının duyulduğunu ancak pandemiyle mücadele eden saha ekiplerinin yüzde 70’ini kadınların oluşturduğu belirtiliyordu.

Bloomberg’in Toplumsal Cinsiyet Endeksi

Rakamlar iç açıcı olmasa da, bunu değiştirmek için çabalayan umut verici gelişmeler yaşanmıyor değil. İlham veren örneklerin sayısı da her geçen gün artıyor.

Bunlardan biri, dünyanın önde gelen finans ve ekonomi medya devi – tv, radyo, internet sitesi, dergiler – Bloomberg’in bir süre önce yayınlarının ne kadar erkek odaklı olduğunu kabul etmesiyle başlayan ve yayın politikası değişikliğine varan süreç.

Bloomberg yönetimi, haber kaynaklarının sadece yüzde 10’unun kadın olduğunu farkına varınca, bu tabloyu değiştirmek ve medya ağının tüm mecralarında kadınların varlığını ve temsiliyetini artırmak için küresel bir eylem planı yaptı ve bunu hayata geçirdi. 2018’in başında yüzde 10 olan kadın konuk oranı, aynı yılın sonunda yüzde 15’e çıkmıştı, Bloomberg’in düzenlediği panellere katılan kadınların sayısıysa iki katına ulaşmıştı. Aynı dönemde, şirket databanklarında yer alan 500 uzman kadın sayısı da 2300’e çıkarıldı. Bunun yanı sıra Bloomberg’de görev yapan gazetecilerin sadece kadın ve erkek katılımcı sayısının dengeli olduğu panel ve konferanslara katılması kararı alındı.

Bunlara ek olarak Bloomberg, şirketlerin bu konulardaki hassasiyetlerini irdeleyen Bloomberg Cinsiyet Eşitliği Endeksi’ni5 hazırlamaya ve yayınlamaya başladı. 2016 yılında finans alanında cinsiyet eşitliğini takip ederken, 2018’den itibaren endeks tüm sektörlere açık hale geldi.6

BBC’nin 50:50 Eşitlik Projesi

BBC’nin kadının medyadaki temsiliyetini, varlığını artırmak üzere geliştirdiği proje de diğer bir iyi ve önemli örnek: 50:50 The Equality Project (Eşitlik Projesi)

2017 yılında tek bir program ile başlayan uygulamanın amacı, katılımcıların, programa katkı verenlerin yarısının kadın olmasını sağlamak. Projenin yaratıcıları bunun bir kota sistemi olmadığını, her zaman alanında en uzman konuğu bulmaya çabaladıklarını ancak %50 kadın konuk hedefinden de vazgeçmediklerinin altını çiziyor.

2018’den itibaren zamanla BBC içindeki farklı birimlerin ve pek çok ekibin katıldığı proje hızla genişlemiş ve bugün küresel bir insiyatife dönüşmüş durumda. Şu anda tüm BBC medya ağında, toplam 35 ülkede, 45 farklı dilde, 600 ekip ve 6000 içerik yaratıcısı 50:50 izleme sistemini kullanıyor. Bunun da ötesinde 20 ülkeden 60 medya kuruluşu bu projenin bir parçası olmuş durumda. Başlarda kadın konuk/uzman oranı yüzde 34 iken, Mart 2020’de yüzde 64’e çıkmış.

BBC, ayrıca internet sitesinde, “Gender” başlıklı ayrı bir bölümde, toplumsal cinsiyet haberlerine yer veriyor.

New York Times gazetesinin de kadın ve toplumsal cinsiyet konularına, kadın perspektifine ve bu alandaki gelişmelere ayırdığı “In Her Words” (Onun Kelimeleriyle) başlıklı ayrı bir bölümü var.

Farklı örnekler

Fransız televizyon kanalı France 24’te de yine bu konulara odaklanan ve adı %51 olan bir tv programı var.

Alman yayıncı ARD’nin, 1989’dan beri, karar alma süreçlerinde kadınların yer alması konusunda kota kararı var. Bundan önce, çalışanların sadece üçte biri kadındı ve yüzde 80’i meslektaşlarından daha az kazanıyordu. Şu anda kurumda çalışan kadınların oranı yüzde 44- 52 arasında.

İsveç yerel televizyon kanallarından biri olan Västerbottensnytt bu konuda 2001 yılından beri eşitlik odaklı bir politika izliyor. Web sitelerinde verdikleri bilgiye göre, editörler her gün yüzde 50 – 50 dengesini yansıtan bir habercilik yapıp yapmadıklarını, temsiliyet oranını kayıt altına alıyor ve haftalık sonucu haber merkezindeki tüm ekiple paylaşıyor.

İlham veren kaynaklar, düşünce ve sivil toplum kuruluşları

Aslında dünyanın dört bir yanında, bu ortak çaba için uğraş veren pek çok sivil toplum örgütü, düşünce kuruluşu ya da oluşum var.

Bunlardan biri, gazeteci Işın Eliçin’in gündemdeki konuları konunun kadın uzmanlarıyla ele aldığı femfikir programı. Medyascope ekranlarında başlayan program, 2018’den beri yayınlanıyor.

Dış Politikada Kadınlar İnsiyatifi ise dış politikada karar alma mekanizmalarına kadınların her düzeyde katılımını sağlamayı ve artırmayı amaçlayan ve bu alanda çalışan uzmanları bir araya getiren bir yapı.

Bilim Kadınları ise hem bilim alanında çalışan kadınların hikayelerini ve ilham veren haberleri duyurmak hem de bilim kadınlarından oluşan bir uzmanlar listesi oluşturmak amacıyla kurulmuş bir internet platformu.

Medyada toplumsal cinsiyetle ilgili klişeleri yok etmeye, bu alanda bilinci ve medya sektöründe kadının görünürlüğünü, varlığını ve temsilini artırmaya çalışan AGEMI bunlardan biri. Bu konuda her türlü kaynağı sağlayan, eğitimler veren AGEMI, NewCastle, Padova ve Gothenberg üniversitelerinden ilgili birimlerin, Avrupa Gazeteciler Federasyonu’nun ve COPEAM’ın (Akdeniz Görsel-İşitsel Operatörler Daimi Konferansı) işbirliğiyle kurulmuş. AGEMI’nin en etkileyici ve farklı özelliklerinden biri, oluşturdukları sanal dünya haritası sayesinde dünyanın farklı yerlerinde bu konuyla ilgili çalışan tüm ilgili kurumları görebiliyor ve onlara ulaşabiliyor olmanız.

Women’s Media Center ise ABD merkezli bir organizasyon. Kadınların her alanda görünürlüğünün ve temsiliyetinin artması için eğitimler, bilinçlendirme kampanyaları ve network kurma gibi faaliyetler gerçekleştiriyorlar.

Almanya’da kadının tüm sektörlerde görünürlüğünün artmasını hedefleyen ve bu amaçla çeşitli dijital kampanyalar düzenleyen Digital Media Women, son yıllarda ilgi çeken bir diğer oluşum.

Who Makes The News? (Haberleri Kim Hazırlıyor?) medyada kadının varlığını, temsiliyetini ve görünürlüğünü yıllardır takip eden, bu konuda raporlar hazırlayan bir medya araştırma portalı. 1995’ten beri dünyanın farklı ülkelerinde medyada bu konuları araştıran Küresel Medya İzleme Projesi (GMMP) de bu oluşumun bir çalışması.

Örnekleri artırmak mümkün elbette ancak amaç, uygulamayı artırmak. Nijeryalı yazar Chimamanda Ngozi Adichie’nin “Kültür insanları yaratmaz, insanlar kültürü oluşturur” sözü, bizim de gazetecilik kültürünü zamanla değiştirme hedefimiz için cesaret verici olabilir.

Gazeteciliğin ana ve evrensel kuralı 5N (Ne, Nerede, Nasıl, Ne zaman, Neden?) – 1 K’yı (Kiminle?) herkes bilir ve kimse tartışmaz. Zamanla bu kurala bir K daha eklemek dileğiyle.

Diğer Yazılar

Soru ve mesajlarınızı e-posta yoluyla bize iletebilirsiniz.

E-Posta Adresi:
info@sessizolmaz.org
Bizi Takip Edin

©2024 Tüm hakları saklıdır.