ARAMA
Makaleler
25.08.2021

Körfez fütürizmi ve
karşıt imgeleri

Petrol zengini körfez sermayesinin öngördüğü fütürist tasarılara karşı, bölge halkları ve güncel sanatçılar başka nasıl gelecekler...

Özgün Eylül İşcen

Nadim Choufi, Sonsuzluk ve Anlık Sonuçları Arasında Sallanan Gökyüzü (The Sky Oscillates Between Eternity and Its Immediate Consequences 2021).

Makale

25.08.2021
10 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Özgün Eylül İşcen

Özgün Eylül İşcen sanat pratikleriyle ilgilenen bir medya teorisyenidir. “Dijital Medyanın Jeopolitik Estetiği: Ortadoğu’da Medya Sanatları” başlıklı doktora çalışmasını 2020 yılında Duke Üniversitesi’nde tamamlamıştır....
Devamını Oku...

Etiketler

PAYLAŞ

Petrol zengini körfez sermayesinin öngördüğü fütürist tasarılara karşı, bölge halkları ve güncel sanatçılar başka nasıl gelecekler kurguluyor? Bu gelecekler kurgulanırken, endüstriyel toplumların sömürgeci güdülerinin yeryüzüne verdiği hasarın nihai sonucu olacak ekolojik kıyamet günlerinin bize doğru gelişine tanıklık ediyoruz. Ve bu makus güzergâhtan kurtuluş yolunun bir grup milyarder adamın başlattığı uzay yarışından geçtiği söylemi her geçen gün daha da yaygınlaşıyor. Körfez Fütürizmi de söz konusu uzay yarışı furyasının peşine takılıp 2117’ye kadar Mars’ı kolonileştirme hayallerine kapılmış durumda. Eylül İşcen'in yazısı, söz konusu politik bağlamdan yola çıkıyor ve bölgeyle ilişkili görsel sanatlar ve nihayetinde sokaklardan yükselen uluslarötesi dayanışmalardan yeşeren “karşı-fütürizm” imgelerini ele alıyor. Gelecek hayalleri ne olursa olsun, bu uğraşın bireysel kaygı ya da çözümler ekseninden daha çok dayanışma ve örgütlenmeyle birlikte üretilen çoğulcu taleplere ve eylemlere ihtiyacı var.

Şubat 2021’de, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) mürettebatsız uzay aracı Amal’ın (Umut) Mars’ın yörüngesine girmesiyle birlikte gezegenler arası göreve liderlik eden ilk Arap İslam ülkesi olmayı başardı. Daha 2017 yılında, Dubai hükümdarı ve BAE başkan yardımcısı Şeyh Muhammed bin Rashid Al Maktoum, ülkenin 100 yıllık mimari ve biyomühendislik planı olan Mars Bilim Şehri projesini duyurmuştu. Bu prototip şehir bünyesinde gerçekleşecek bilimsel çalışmalar sayesinde, BAE Uzay Ajansı mensupları 2117 yılına kadar Mars’ta bir koloni kurma hayallerine bir adım daha yaklaşmayı planlıyor. Atmosfer ötesindeki uzayı keşfetmeyle ilgili söz konusu görevler aslında gezegen ölçeğinde içinde bulunduğumuz iklim krizi ekseninde yeşeren küresel bir eğilimi işaret etmekte. Endüstriyel toplumların sömürgeci güdülerinin yeryüzüne verdiği hasarın nihai sonucu olacak ekolojik kıyamet günlerinin bize doğru gelişine tanıklık ederken, bu makus güzergâhtan kurtuluşun yolunun bir grup milyarder adamın başlattığı uzay yarışından geçtiği söylemi her geçen gün daha da yaygınlaşıyor. Böylelikle apokaliptik gelecek imajı, bu milyonerlerin bildiği uygarlığın, yani kapitalist modernitenin, biraz daha uzun süre devam edebilmesi için kullanılan bir referansa dönüşüyor. Gittikçe sık karşımıza çıkan dünyanın sonu senaryoları belirsizlik ve korku âlemleri yaratarak halihazırda dünyanın dört bir yanında yaşanan sosyo-ekonomik ve ekolojik felaketleri göz ardı etmemize neden oluyor. Aslında ortaya çıkan gerçek ise kıyametin kendisinin de içinde bulunduğumuz düzen kadar eşitsiz olduğudur.

Buna karşılık, geleceğe dair hüküm süren anlatılarda kimin kâr ettiği ve kimin gerçekten yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu sorusunu gündeme getirmemiz gerekiyor. Arap Körfezi ve Ortadoğu açısından bakıldığında, bu soru petrol, finans, militarizm, lojistik altyapılar ve dijitalleşmenin ortak gidişatını vurguluyor: Petrol zengini Körfez ülkelerinin ileri teknoloji içeren gelecek tahayyüllerini, bölgenin geri kalanına yayılan savaşla, ekonomik ve ekolojik krizlerin harap ettiği şehirlerle ve yerinden edilmiş topluluklarla nasıl ilişkilendirebiliriz? Körfez sermayesinin öngördüğü fütürist tasarılara karşı, bu topluluklar tarafından bölge için tasavvur edilen alternatif gelecek senaryoları nelerdir? Bu sorulara yanıt bulmak amacıyla yola çıkan okuyacağınız bu yazı, bölgeyle ilişkili güncel sanat üreticilerini, görsel sanatları ve nihayetinde sokaklardan yükselen uluslarötesi dayanışmalardan yeşeren “karşı-fütürizm”1 imgelerini ele alıyor.

Körfez fütürizmi ve sancıları

Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri (Fotoğraf: Harald Felgner).
Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri (Fotoğraf: Harald Felgner).

Birleşik Arap Emirlikleri'nin gelişen teknolojiler ve geleceğin şehirleri için küresel bir merkez olma hedefi, bize Körfez Fütürizminin yeni bir aşamasını işaret ediyor. Körfez Fütürizmi, 2010'ların başında sanatçılar Sophia Al-Maria ve Fatima Al Qadiri tarafından Arap Körfezi'ndeki hızlandırılmış kentsel ve teknolojik gelişmenin bir sonucu olarak ortaya çıkan sosyo-kültürel çelişkileri vurgulamak için dillendirilen bir terimdir. Sanatçıların önerdiği bu kavramsal çerçeve, petrolün keşfiyle 1950-60'ların iyimser ve ilerici dalgasının ardından 1970'lerin petrol krizinin izlediği tarihsel süreçlere dikkat çekerek modernitenin ütopik vaatlerinin başarısızlıklarını sorguluyor.2 Körfez Fütürizmi tanımı hem keskinleşen kentsel eşitsizliklere, çevresel çöküşe, dini aşırılığa ve siyasi hafıza kaybına vurgu yaparken, bir yandan da çöl ve göçebe kültürleriyle hiper-modern altyapı ve lüks tüketim kültürünün birlikteliğinde ortaya çıkan tezatlıklara değinir. Bu bağlamda, Körfez Fütürizmi, gezegensel bir kıyameti bekleyen Antroposen çağında “hem petrol rezervlerinin hem de geç kapitalizmin sürdürülebilirliği konusunda şuursuz bir iyimserliğe” işaret ediyor.

Diğer bir deyişle, Arap Körfezi'nin ileri teknoloji gösterilerini yalnızca girişimci mitler olarak değil, aynı zamanda bölgedeki jeopolitik ve sosyo-teknolojik tahayyülleri yeniden şekillendiren maddi süreçler olarak okumakta fayda var. Örneğin BAE'deki hızlandırılmış kentsel büyüme, bölgede yaşayan bedevi topluluklarının ve çöl ekosistemlerinin yok olmasına, su ve enerji rezervlerinin tüketilmesine ve sosyo-ekonomik grupların sınıfsal ve mekânsal olarak ayrışmasına yol açtı.3 Bu eğilimin en can alıcı örneği görkemli şehir manzaralarının arkasına gizlenen yurttaş olmayan emeğin kefil (kafala) sistemiyle acımasızca sömürüsü. Öte yandan, Körfez sermayesi petrol merkezli ekonomi, finansallaşma, askerileştirme ve küresel tedarik zinciri gibi süreçlerde önemli bir rol aldığı için, bu sermayeyi Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere başta olmak üzere Batılı devletlerin bölgedeki sömürge tarihinden ve günümüzdeki güç dengelerinden bağımsız düşünemeyiz. Bu nedenle Körfez sermayesinin ekonomik ve siyasi egemenliğinin Orta Doğu ve Arap Dünyası’na yayılan bir alanda etkisini göstermekte olduğunun altını çizmek gerekir.

Mark Fisher'ın söylemiyle geleceği sömürgeleştiren “bilim kurgu sermayesi”nin4 günümüzdeki yansıması olan Körfez fütürizminin aksine, Ortadoğu'da özellikle 2011 Arap ayaklanmalarından beri devam eden kentsel mücadeleler bölge için alternatif gelecekler tahayyül ediyor. Bölgedeki sürdürülemezliği aşikar politik düzenlerin ve ekonomik sistemlerin kırılma noktalarını açığa çıkararak baskın distopik anlatıları karmaşıklaştıran fütüristik biçimler ve anlatılar ortaya çıkıyor. Tam da bu nedenle, çoktan kaybedilmiş geleceklerin yasını tutup politik bir çıkmazda sıkışmak yerine alternatif dünya yaratma olasılıklarının peşinden gitmek ve bu pratiğin gerekliliğinde inat etmek gerekiyor. Makalenin geri kalanında, Arap Körfezi'ndeki çeşitli gelecek kurgularını örneklemek için bölgeye özgü sömürge tarihlerinden “Petrol prenslerinin Bladerunner fantezilerine”5 kadar Körfez Fütürizminin dertlerine dokunan bir grup sanatçının işlerini tartışmak istiyorum.

Karşı-fütürizmler: Sanatsal müdahaleler

Sophia Al-Maria, Kara Cuma (Black Friday, 2016).
Sophia Al-Maria, Kara Cuma (Black Friday, 2016).

Körfez Fütürizmi terimiyle en yakından ilişkilenen sanatçılardan biri, terimi de icat eden sanatçılardan olan Katarlı-Amerikalı Sophia Al-Maria'dır. Al-Maria'nın çalışmaları genellikle, petrol zenginliğinin görsel şölenleriyle bu şölenlerin arkasına gizlenmiş kültürel ve ekolojik yıkımı konu ederken aslında bölgede kıyametin çoktan yaşandığını vurguluyor. Örneğin, Kara Cuma başlıklı işinde (Black Friday 2016) Al-Maria, alışveriş merkezi manzarasını bir tüketici sığınağı olarak yeniden yorumladığı bir kıyamet sonrası hikâyesini görselleştirir. Dikey ekrandaki videoya, hemen altında yer alan kum, cam ve parıltı karışımına yerleştirilmiş kablolarla birbirine bağlı telefonlar, tabletler ve bilgisayar ekranlarından oluşan İlahi (Litany 2016) adlı iş eşlik eder. Sürekli değişerek izleyiciyi fiziksel ve sembolik olarak yoran görüntü ve ses kalabalığı bölgedeki kültürel tezatlıkların bir dışavurumu gibidir. Bu anlamda Al-Maria’nın başlığı olan Kara Cuma da manidardır. Başlık hem Amerika’daki şükran günü sonrası alışveriş çılgınlığına işaret eder hem de İslam dininde dua için kutsanmış günü çağrıştırır. Böylece sanatçı Körfez sermayesinin milliyetçi ve dini referanslarla bezediği lüks tüketim, modern mimari ve ileri teknoloji kültürüne dikkat çeker ve aslında geç kalmış bir modernleşme hikâyesinden daha çok sömürgeci modernitenin sancılarını gözler önüne serer.

Öte yandan Kuveytli sanatçı Monira Al Qadiri, petrolün tükenmesiyle ortaya çıkacak dünyayı yeniden kurgulamak için ilk önce petrokültürün dolambaçlı tarihinde dolanır. Örneğin Uzaylı Teknoloji adlı serisinde (Alien Technology 2014-2019) Al Qadiri, endüstriyel petrol matkabı kafalarından esinlenerek heybetli heykel yerleştirmeleriyle karşımıza çıkar. Biyolüminesans bir tonda kaplanmış ve derin sulardan yükselmiş yaratıkları andıran bu heykeller, petrolün keşfinden önce Arap Körfezi'nin başlıca zenginlik kaynağı olan inci endüstrisine atıfta bulunur ve bölgenin genelde petrolle başlayan tarih anlatımına derinlik katar. Uzaylı Teknoloji serisi, insanla makine arası ya da doğal ve yapay formların kesişmesiyle dünya dışı varlıkları hatırlatır ve ismini de bu benzerlikten alır. Böylelikle Al Qadiri hem petrol odaklı endüstriler nedeniyle gezegenin kaçınılmaz tahribatına vurgu yapar hem de evrendeki diğer yaşam biçimlerinin olasılığına işaret eder. En önemlisi sanatçı, doğaya ve kendimize yabancılaşmamızın nedeni olarak sunulan günümüz ileri teknolojilerine tarihsel ve toplumsal bir bakış açısı getirerek bugünün gelecek tahayyüllerini daha iyi konumlandırmamızı sağlıyor.

Beyrut'ta yaşayan sanatçı Nadim Choufi'nin video sanat işi Sonsuzluk ve Anlık Sonuçları Arasında Sallanan Gökyüzü ise (The Sky Oscillates Between Eternity and Its Immediate Consequences 2021),6 yaşam kaosunun ve gelecek belirsizliğinin bile optimize edilip otomatikleştirilmiş bir varoluş döngüsüne hapsolduğu fütüristik bir koloniyi tasvir ediyor. Dubai çölünde en son teknoloji ile inşa edilecek olan Mars Şehri prototipinin ışıltılı tasarılarına yanıt olarak Choufi'nin modellemesi, ortaya çıkabilecek herhangi bir değişkenin gözetleme ve bastırma yoluyla sterilize edildiği ve böylece sözde daha öngörülebilir ve sürdürülebilir hale getirilmiş bir toplum idealini sorunsallaştırıyor. Örneğin, izleyici gün batımının tadını çıkaran siborg benzeri, stok varlıkların aldığı zevke ortak olurken, seradaki bitkilerden birinin programlanmış doğasından ayrışan yeni dal sarmalları ürettiğine de tanıklık ediyor. Choufi'nin âlemi bizleri, bugünün bilgisayar teknolojileriyle donatılmış akıllı şehir altyapılarından başlayarak petrol ve diğer yaşam kaynaklarının sınırsızmışçasına tüketilmesi sonucu kurulması hayal edilen gezegenler arası kolonilere kadar, ileri teknoloji pek çok sömürücü ekonomik düzenin hem sonuçları hem de paradokslarıyla yüzleştirir. Böylece sanatçı insan topluluklarının, diğer canlı organizmaların ve makinelerin ortak geleceklerinin nasıl şekilleneceğine kafa yormamızı sağlar.

Körfez Emeği Sanatçı Koalisyonu

G.U.L.F (Global Ultra Luxury Fraction) üyelerinin, 27 Nisan 2016'da New York'taki Guggenheim Müzesi'nde, müzenin Körfez Emeği Sanatçı Koalisyonu ile müzakereleri sonlandırmasının ardından yaptığı protesto gösterisi. (Kaynak: https://gulflabour.org/)
G.U.L.F (Global Ultra Luxury Fraction) üyelerinin, 27 Nisan 2016'da New York'taki Guggenheim Müzesi'nde, müzenin Körfez Emeği Sanatçı Koalisyonu ile müzakereleri sonlandırmasının ardından yaptığı protesto gösterisi. (Kaynak: https://gulflabour.org/)
Donna Haraway’ın Staying With the Trouble7 kitabında öne sürdüğü gibi toplumca karşılaştığımız sorunlarla başa çıkmak, kanlı geçmişler ve kıyamet gelecekleri arasında kaybolmak yerine çoklu ve tamamlanmamış yer, zaman, olay ve anlam örüntülerine dolanmış ölümlü yaratıklar olarak anda mevcut kalmayı öğrenmeyi gerektirir. Fakat bu uğraş, bireysel kaygı ya da çözümler ekseninde gelişmek yerine dayanışma ve örgütlenmeyle birlikte çoğulcu talepler ve eylemler ekseninde kurulmalıdır. Örneğin, Körfez Emeği Sanatçı Koalisyonu (Gulf Labor Artist Coalition),8 2010'lardan beri Körfez'de göçmen işçi haklarını savunan uluslararası bir sanatçı ve aktivist grubudur. Farklı coğrafi ve mesleki mevkilerden bir araya gelen bu grup özellikle Abu Dabi'de Guggenheim ve Louvre gibi dünyaca ünlü müzeleri inşa eden göçmen işçilerin devam etmekte olan hak mücadelelerine destek vermektedir. Hem dahil oldukları kurumlar özelinde hem de uluslararası platformlarda desteklerini bazen eylemsel bazen sanatsal şekillerde ifade etmişlerdir. Bu örnek, kültür işçileri olarak alternatif gelecekler üzerine spekülasyon yapmanın yeterli olmadığını, bu gelecekleri mümkün kılabilecek yerelliklerimizin içinde ve ötesinde kentsel mücadelelere katılmamızın önemini vurgulamaktadır. Sorumlusu olduğumuz ve tanığı olacağımız apokaliptik geleceklerin mevcudiyetinde eşitsiz bir düzende hayatta kalmanın ne demek olduğunu düşünürken aynı zamanda insan odaklı ve onu metalaştıran düşünce sistemlerinin yerine doğa ve toplum ile biraradalığımızı yeniden inşa edecek pratiklere ihtiyacımız var. Bu anlamda sanat ve tasarım, sadece mevcut koşulları yansıtmak veya metaforlaştırmak yerine söz konusu koşulların yeniden tesisinde kurucu roller de üstlenebilir.

1Jussi Parikka, "The Middle East and Other Futurisms: Imaginary Temporalities in Contemporary Art and Visual Culture'', Culture, Theory and Critique, 59 (1), 2018, s. 40-58.
2Fatima Al-Qadiri ve Sophia Al-Maria, “Al-Qadiri, Fatima & Sophia Al-Maria on Gulf Futurism,” Dazed Digital, 14 Kasım 2012, https://www.dazeddigital.com/music/article/15037/1/al-qadiri-al-maria-on-gulf-futurism
3Laavanya Kathiravelu, Migrant Dubai: Low Wage Workers and the Construction of a Global City, Londra: Palgrave Macmillian, 2016.

4Mark Fisher, Ghosts of My Life. Writings on Depression, Hauntology and Lost Futures, Winchester: Zero Books, 2004.

5Natalie Olah, “The Persian Gulf’s ‘Blade Runner’ Obsession Is Killing Migrant Workers,” Vice, 15 Mayıs 2014, https://www.vice.com/en/article/8x7k33/the-persian-gulfs-blade-runner-obsession-is-killing-migrant-workers
6Nadim Choufi’nin Jameel Arts Centre’ın dijital platformu için ürettiği filme erişim için: https://jameelartscentre.org/whats-on/the-sky-oscillates-between-eternity-and-its-immediate-consequences-by-nadim-choufi/ 
7Donna Haraway, Staying with the Trouble: Making Kin in the Chthulucene, Durham: Duke University Press, 2016.
8https://gulflabour.org/

Görsel 1: Nadim Choufi, Sonsuzluk ve Anlık Sonuçları Arasında Sallanan Gökyüzü (The Sky Oscillates Between Eternity and Its Immediate Consequences 2021). (Hareket imge, sanatçının izniyle şu videodan alınmıştır.)

Görsel 2: Dubai (Fotoğraf: Harald Felgner)

Görsel 3: Sophia Al-Maria, Kara Cuma (Black Friday, 2016). (Hareketsiz imge, sanatçının ve Third Line Dubai'nin sayesinde şu kaynaktan alınmıştır.)

Görsel 4: G.U.L.F (Global Ultra Luxury Fraction) üyelerinin, 27 Nisan 2016'da New York'taki Guggenheim Müzesi'nde, müzenin Körfez Emeği Sanatçı Koalisyonu ile müzakereleri sonlandırmasının ardından yaptığı protesto gösterisi. (Kaynak: https://gulflabour.org/)

Diğer Yazılar

Soru ve mesajlarınızı e-posta yoluyla bize iletebilirsiniz.

E-Posta Adresi:
info@sessizolmaz.org
Bizi Takip Edin

©2024 Tüm hakları saklıdır.